Skip to content
01/03/2012 / mimark

Eski Kağıtlar, Yazılar, Anahtarlar, Notalar…

Bir müzik duyarsınız ya da bir fotoğraf görürsünüz. Hani olur ya; içinizde, yüreğinizin oralarda birşeyler kabarır, ürperirsiniz -ama heyecanla- sanki daha önce o müziği duymuş veya orada olmuşsunuz ya da o şeyi görüp mutlu olmuşsunuz gibi, gülümsersiniz ve öyle çok orada olmak ya da o şeye sahip olmak istersiniz ki gözleriniz yaşarır, mutluluğu hissedersiniz.

Bana bazen olur öyle. Bazı tasarımlar heyecanlandırır, bazı yazılar gülümsetir, bazı filmler, müzikler, fotoğraflar mutlu hissettirir. Geçmiş zamanlara ait bazı şeyler günümüzün teknolojik, pırıltılı, rengarenk ürünlerinden daha iyi gelir.

Aslında daha önceden başkasının kullandığı, 2. el eşya kullanmam, satın almam veya biriktirmem, eskimiş eşya veya giysi sevmem, giymem.
Ama eski kitapları severim, sararmış, kırışmış kağıtları, elyazısı ile yazılmış eski mektupları severim, eski pulları severim, mum mühürleri, damga izlerini, damlamış mürekkebi, kurumuş gülleri, şişe mantarını, sararmış elişi dantelleri, eskimiş nota sayfalarını, eski anahtarları (skeleton key), eski saat fotoğraflarını, eski haritaları, şehir gravürlerini, siyah-beyaz ve sepia fotoğrafları severim, eskitilmiş, vintage havası olan şeyleri ve her daim Fransız ve İspanyol dantellerini severim. Viktorian dönemi cameo kadın silüetlerini, Marie Antoinette dönemi kostümlerini, 1930’ların kadınlarını, püsküllü elbiseleri, incileri, tüylü, tüllü şapkaları, 50’lerin bele oturan elbiselerini, 50 ve 60’lar döneminin Audrey Hepburn, Grace Kelly, Julie Andrews filmlerini, yine 50’lerin mimarisini ve el çizimlerini, 60’ların basılı reklamlarını çok ama çok severim. En çok da “The Sound of Music – Neşeli Günler” filmini. İşte en başta anlattığım his, o filmi izlerken ya da filmin herhangi bir müziğini duyduğumda gelir.

Aslında bugün bir blog tanıtmak için yazıyı hazırlamıştım ama bir anda sevdiğim eskilerden bahseder buldum kendimi. Şimdi nerden nereye diyeceksiniz ama oldu bir kere, kusuruma bakmayın. 
Yine de çok ilgisiz değil aslında bugünün konusu. Tanıtacağım blog Hollanda’dan Michelle’in Old Paper Roses adlı blogu. Yaptığı işleri ilk gördüğümde bahsettiğim his bir an için geldi, çünkü o kadar benim tarzım ve o kadar sahip olmak isteyeceğim işler yapıyor ki, blogunu ve ürünlerini incelerken çok büyük keyif aldım. O yüzden de paylaşmak istedim.

Kendisiyle yazıştık ve bana kendinden bahsetti. Blogun sahibi Michelle de, bir kız annesi. Kendi işlerinden fırsat buldukça tasarım yapabiliyor ve blogunda paylaşıyor. Vintage ve Fransız tarzı olan tasarımları özellikle Fransızca baskıları, yazıları çok sevdiğini söylüyor. Gerçi söylemese de belli oluyor. 

Benim de yaptığım elişi çalışmalarında eskitmeyi, metal anahtarları, danteli ne kadar severek kullandığımı biliyorsunuz. Çok yakında, şu anda tasarımı üzerinde çalıştığım özel kağıt desenleri de gelecek. Ve çok daha fazlasıyla eskimiş, romantik ve vintage havası olan şeylere doyacaksınız. Hatta sonunda “yeter dur biraz” bile diyeceksiniz. Ama şu ara duramıyorum 🙂

Michelle’in blogunu incelerseniz daha fazlasını da bulabilirsiniz. Ben içlerinden seçtiğim çalışmalarını paylaşmak istiyorum.

Beste Michelle, bedankt voor deze mooie producten.*
*Sevgili Michelle, bu güzel ürünler için teşekkürler.

2 Comments

Leave a Comment
  1. gulsefika balaban brandenberger / Mar 13 2012 12:53

    so beautiful, cok güzeller size ve paylasiminiza kalpten sevgiler gönderiyorum, ben de evimde kesip biciyorum, örüyorum, ve simdi ebru ile hasir nesirim ayrica yagli boya resim yapmaya devam ediyorum ve Basel de yasiyorum. EBru kagitlarimi burada Turk olarak tanitmak ve tabiattan gelerek kullanilan renklerle sarmalandigim duygulari paylasmak niyetindeyim…sinirlari asan bir tutku ile topraktan gelen renkler kagitta hayat buluyor tum bu kagida yansimalari en güzel ve yaratici bicimde hayata gecirme asamasindayim. Blogum yapilma asamasinda. Insaallah ben de sizinle yakinda paylasirim. EMeklerinize ve kalbinize tesekkurler…

    • mimark / Mar 13 2012 13:50

      Ben de size bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ebru sanatı benim de -ismimden de olsa gerek- çok sevdiğim ama ne yazık ki unutulmuş bir sanat. Benim de Ebru desenli kağıtlar tasarlama planım var. Ama biraz daha zamanı var. Size çok kolay gelsin. Umarım içinizden geldiği şekilde en güzel işleri yaparsınız. Blogunuzu açtığınızda paylaşırsanız çok memnun olurum. Sevgiler,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: